EKMEĞİMİZ TUZSUZ

Anam her kızdığında bu lafı derdi. Önceleri ekmek hamurunun tuzunu koymadıklarını zannederdim. Tuzsuz ekmeğin de pek tadının olmadığını tatmışlığım vardır. Bu lafı her duyduğumda aslında bir öfke patlaması, bir sitemde görmüyor değildim. Hep kızgınlıkta söylendiğinden aslında ekmeğin tadından öte bir öfkenin sembolü olduğunu da anlardım.

Hep iyi niyetle yola çıkarsınız. Başlangıçlar için ilk adım önemlidir. Adımınızı attıktan sonra devamı gelir. İsmail Beşikçi bile “ilk” çok önemlidir demiş. Çünkü ilk kendini yenmek, ikna etmek, çevreyi ikna etmek, olası kötülükleri bertaraf etmektir. İlk adımı aslında siz kendi korkularınıza atıyorsunuz. Kendi yetmezliklerinize, geri yanlarınıza atıyorsunuz. İlk adımı atmak cesaret ister. İçinizde korku varsa ilk adımı atamazsınız. Cesaretinizi toplamalı ve geriye bakmamalısınız. Üstüne üstüne gitmelisiniz korkularınızın. Eğer bir kez geriye baktınız mı artık ikinci adımı atamazsınız. Titrersiniz. Korku önce kalbinizde yer etmiştir. Gümbür gümbür bir sesle başlar ilk tepkiler. Sonra kan akışınız hızlanır ve vücudunuz artık korkunun tüm yansımalarını yansıtmaya başlamıştır. Dizleriniz tutmaz. Artık korkunun yarattığı psikolojik buhranlar baş göstermeye başlamıştır. Kaygılar artmıştır. Bir an önce bu durumdan kurtulmak için çevrenize korkuyla bakarsınız. Gözleriniz çaresizce dolaştıkça siz daha da bir tedirgin olup nefes alışınızı hızlandırır ve korkudan bağırmaya başlarsınız. Hep geriye doğru gider, kendinizi güvende hissedecek bir dal, bir duvar veya arkadan gelebilecek tehlikeyi beklersiniz korkularınızla. Gözlerinizi korkuyla ve çenenizin alt kısmında oluşan bir titremeyle aman dilersiniz. Siz işte ilk adımı doğru atamamışsınız demektir. Siz hazır değilsiniz demektir. Korkularınızı yenememiş ve en önemlisi ilk adıma inanmamışsınızdır. Siz bu inanamazlıkla ikinci adım değil belki üçüncü adımda bahsettiğimiz tepkileri yaşayacaksınız.

İnanmak, kararlı olmak kendini ikna etmek bunlar olmazsa olmazdır. Yoksa ilk adımınız sizin sonunuz ve travmatik bir yaşamınıza dönüşür. Korku bedene girdi mi zaten iflah olmazsınız. Her hareketinizde korku sizi esir etmiştir. Bir güvercin gibi başınız sağa sola dönmeye başlar. En küçük bir seste büyük bir korku refleksi gösterirsiniz. Hep terlersiniz. Boynunuzdan sanki sıcak su dökülmüş gibi hissedersiniz. Baş ağrısı başlar kafanızda. Uykularınız bölük pörçüktür. Hiçbir şeyden zevk alamazsınız. Hiçbir şeyin anlamı yoktur. Hep tedirgin ve ürkek dolaşırsınız. Kalabalığın içinde yalnızsınızdır. Hiçbir güzelliği görmezsiniz, bakış açısı sadece korkunuza kilitlenmiştir. Sadece size gelecek tehlikeyi ve korkunuzla yüzleşmeyi beklersiniz. Ölümü bile düşünürsünüz. Daha hayırlı olduğuna ikna olmuşsunuzdur.

İlk adım önemlidir. İlk adım kimliğimizdir. Samimiyetimizdir. Kararlılığımızdır. Geleceğimiz, sevincimiz hatta zaferimizdir. İnanmak gerek. En önemlisi de sevmek gerek. Sevgiyle yapılan her şey “hafiftir” acı vermez. Keyif verir.

Birçok denemelerim oldu hayatta. Kalkışlar, başlangıçlar oldu. Olmakta zorundadır. Hiçbir şey durağan değildir ki. Her şey hareket halinde ve şairin de dediği gibi “Dışarıda gürül gürül akan bir dünya” varsa eğer sizde hep bir aksiyon veya unutamayacağınız hayatınızda dönüm noktaları olan aksiyonlar ve hamleler içerisinde olabilirsiniz. Ki bu çok normaldir.

İlk adımı atarken yol arkadaşlarınız çok önemlidir. Eğer iyi bir ekibiniz veya iyi bir partneriniz yoksa siz ilerleyemezsiniz. Yarı yolda büyük bir travmatik sonla, hazin yaşamların içerisinde olursunuz. İş hayatında ekibiniz iyi olacak. Taşları çok iyi oturtmalısınız. Yoksa hiç biri sağlam temellere oturmaz. Burada bile ilk taş önemlidir. İlk taşı yanlış koyarsan bina da yıkıntılar arasında kalır ve sonun olur. Üstüne yıkılır.

Ekibinizle veya yol arkadaşlarınızla birlik olmaz, ekip havasında hareket etmez ve aynı duygu ve düşünceyle hareket etmezseniz siz zaten başarılı olamazsınız.

İçinizden biri sizden ayrı bir hesap içerisinde olursa bile, hiçbir yolunuz ve o yola atacağınız ilk adımınız büyük olmaz.

Karakterli ve nitelikli insanlarla birlikte hareket etmelisiniz.  İş hayatınızda, sosyal çevrenizde karakterli ve cesaretli insanlar yanınızda olursa yolculuklarınızda keyif verir. Tercihlerimizi doğru yapamazsak birer kâbus gibi dolanırız hayatta.

Harekete geçmeden önce gideceğimiz yolu bilmemiz ve o yolda gideceğimiz insanları iyi tanımalıyız. Tanıdıktan sonra en küçük detayına kadar karşılaşılacak her şeyi ama her şeyi düşünmeliyiz. İnanmalıyız. En önemlisi de çıkacağımız yolculuğu ve yol arkadaşlarımızı sevmeliyiz. Onların sizi sevmesini sağlamalıyız. Bunları yaparsak ilk adımız da sağlam ve karalı olur. Arkamıza bakmayız arkamızdan baktırırız ancak.

Eğer yapamazsak anamın da söylediği gibi “ekmeğimiz tuzsuz” deyip pişmanlıklarımızı dillendirir, ihanetin içerisinde yaşarız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir