yük platformları

NUSR-ET

Nusr-Et bir marka, bir yaşam tarzı, bir sınıf ayrıcalığı, tiki, tike gibi kelimeleri sıralayabileceğimiz bir mekân. Steakhouseların başlangıç noktası olarak kabul edilir. Belki ilk bulanı değil ama kesinlikle en popüler olanıdır. Sırf selfie çekmek için bile bir müşteri portföyüne sahiptir. Eskiden anlatırlardı Taksim’e insanlar gitmek için giyinir, kuşanır, takım elbiselerini seçer, ayakkabılarını parlatıp Taksim’e eşlerini kollarına takıp, başları dik, kendinden emin, ileriye bakan gözler ve yüzde tebessümle Taksim caddesinde dolaşırlarmış. Hareketler hep bir naiflik, sakinlik içerisinde raks ederken herkes birbirine senkronize edilmiş gibi bir edayla yürürlermiş. Biz bilmeyiz bunları. Bildiğimiz Taksim; tıklım tıklım ve kimseye çarpmamak için kendinizi sakındığınız bir insan seli yeri.  Konumuz Taksim değil tabii ki de. NUSR – ET, müşterisi de bir zamanların Taksim’i gibi “seçkinlerin” veya bu anlamda çabası olanların gittiği bir mekândır. Popülerlik her ne kadar konuşulsa da burada lezzet kesinlikle ön plandadır.

Tabii ki bunlar bizim perdenin önünde gördüklerimizdir. Herkesin gördüğü yerdir perde önü. Fakat biz perde arkasını anlatalım orayı yaşadığımız için. Size söyleyebilirim ki –bu kadar yer görmüşlüğüm olduğu halde- gördüğüm en temiz, hijyen ve disiplinli yerdir. İnanır mısınız imalata kaç kere girip ölçü almak istedik, her seferinde onlarca hijyen ve temizlik kontrolü yapıldı. Her defasında aynı işlem yapılırken – personel dâhil – bizim haricimizde bir kimse de “öf” demedi. İçeri girdiğinizde gözleriniz kamaşıyor beyazdan dolayı. Her yer bembeyaz, ışıl ışıl. Elemanlar boneler, önlükler, maskeler, mekâna uygun ayakkabılar ve İSG denetimleri vs. şeylerle beyaz melekler gibi hareket etmektedirler. Kelebek cenneti dersiniz resmen. Fakat bir tek ses, gürültü yok. Herkes işini profesyonellik ile yapmaktadır. Bir telaş, koşuşturmaca yoktur. – Makinenin dişlileri gibi çark dönmekte – Aksayan hiçbir şeyin olmasına imkân yoktur. Kullanılan her türlü makine – bizi ilgilendiren kısım olduğu için – sınıfının en iyisi olduğunu gördük. Dersiniz ki “ya yemekçi makineden ne anlar” hayır kesinlikle öyle değildi. Her konuya hâkim uzmanları vardı. Ve sizinle baya baya yarışacak düzeydeydiler veya daha iyidirler de diyebilirim.

Nusr-Et markası, biz gördükten sonra değil elbette yapılan yatırımlar ve işlerindeki profesyonelliği yüzünden şuanda haklı gururunu yaşıyor ve sektörde kendinden çok söz ettiriyor. Biz, tesisi ve yapıyı gördükten sonra bu pozisyonların tartışmasız olması gerektiğini gördük.

Nusr-Et’ e ne mi yaptık? Aman boş verin siz, bizim yaptığımız yük platformlarını. Siz hiç bekler miydiniz bizim gibi makinacıların böyle bir yemek mekânından bahsedebileceğini. Kendimi yemek programı sunan Vedat Milör, Mehmet Yaşin gibi gurmelere benzettim. Olsun “Hak edene hakkını vereceksin” atasözümüzden de anlaşılacağına göre NUSR-ET bir yaşam felsefesi olarak yeni akımıdır, Türkiye’min.

 

Not: Birkaç adet yük platformu falan yaptık.

Read more

CİHAN BOYA’NIN RENGİ BELLİ

Otomotiv boya sektörünün öncülerinden Cihan Boya rengini belli etti. Yeni yaptırdığı satış ofisi için inşa ettiği plaza büyük bir görsellik ve büyük bir ihtişamla parmak ısırttırıyor. Enzo Nobel ödülü sahibi Cihan Boya her sene bu ödüle aday ve aday olmakla kalmayıp ödülü bizzat alıyor. Firma sahibi Bahattin Bey “ tırnaklarıyla yaşamı kazanmış ” bir profildir. Oturup konuştuğunuzda birden sakinleşmeye başlıyorsunuz. Sakin ve samimi üslubu ile oturup saatlerce sohbet edebileceğiniz bir “ yaşanmışlık abidesi ”dir. Sohbeti hayata dair hep anekdotlarla doludur. “ Bir çantayla başladım ” derdi bu işe. Ayaklarım su toplar hatta ayakkabı dayanmaz, bende yanıma bir spor ayakkabı bir de kösele alırdım. Yürümeleri spor ayakkabı ile yapar, kapıya geldiğimde köseleleri giyer, yüzümü yıkardım bende. Herkesin hayatında bir roman vardır. Fakat Bahattin Bey’ in romanı biraz merakla dinlenecek ve dersler çıkarılacak bir hayat.

Konumuza gelelim uzatmadan. Dört pistonlu bir araç platformu yaptık. 7,5 m seyir mesafesi olan araç platformu, inşaat başlangıç sürecinde başladığımız bir imalattır. Bizi tercih ederken “ referansla size ulaştım ” dedi. Referansı bilmiyorduk. Yanına görüşmeye gittiğimizde büyük bir asansör  firması ısrarla bizi önermiş. Hatta “ siz niye yapmıyorsunuz  “ demiş . Bahattin bey, onlar da “ işi uzmanına bırakalım, bizde insan asansörünü yapalım ” deyince merakı daha da artmış. Bunu da itiraf edecek kadar açık sözlü ve açık gönüllü biridir Bahattin Bey.

İşimizi yaptık. Çok erken bitmişti. Devreye almamızı istemedi; inşaat devam ettiği için. Sonrasında biz makine ile ilgili hiç konuşmadık. Fakat fırsat buldukça bu yaşam abidesi ile telefonla, yüz yüze konuşmak, sohbet etmek istedik. Her şey almak ve satmak değildir. Al-sat kültürü kapitalizmin sosyal hayatlarımıza soktuğu tüketen ve her şeyi çıkar ilişkisi görmemizi ve yaşamamızı sağlayan bir tüketici kültürdür. Bir ticari faaliyetinizi veya hizmetinizi istediğiniz kadar “ allayıp pullayın ” taş çatlasın on dakika sürer. Biraz daha zorlarsanız teknik donelerle otuz dakika sürer. Sonra…

Hiçbir şey konuşamazsınız, heybenizde insana dair bir şey yoksa.  Biz yapmasak da birileri platform yapar. Veya siz istediğinize yaptırabilirsiniz. Önemli olan al-sat mantığı haricinde insani ve dostane payda da buluşabilmek. Çünkü insan öğrenmek için çevresini de zenginleştirmelidir. Dostlarını ve sosyal ilişkilerini çoğaltmalıdır. Tüketen değil üreten bir diyalog ve samimiyete dayanmalıdır. Dürüstlük en kısa sürede test edilebilecek bir karakterdir. Biz bunu Cihan Boya’da ve onu şekillendiren Bahattin Bey ile çok net yaşadık.

Yük Platformu yükünüzü, Boğaziçi Platform yüreğinizi hafifletir.

Read more

BODRUM’UN KALESİ

Bodrum denince hemen akla  Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın nam-ı diğer Halikarnas Balıkçısı’nın Aganta Burina Burinata kitabı gelir. Denize özlemi ve unutulmayacak sözleri okuyanların aklında mıh gibi kalmıştır.

Buralara nereden geldik diye düşünmeyin. Biz Bodrum’a girdiğimizde o sözler ve edebiyat geldi. Gerçi bakmayın şimdi çok kalabalık bir şehir olmuş  Bodrum. Her yerde evler,metre başı kalabalık, yüksek limitte müzik sesi ve nefes alınmayan bir nemli hava. Ne gezebilir ne de konuşabiliyorsunuz nemin hakim olduğu havada. En iyisi bulunduğunuz otelden veya yerden çıkmamak. Ne Bodrum’un nede Halikarnas Balıkçısı’nın bundan haberi vardır. Onlar koşulları itibari ile yaşadılar ve yaşıyorlar. Biz severiz her şeyi sonuna kadar tüketmeyi. Popülerliği yaşamak bize has…

Bir ünlü göreceğiz veya Bodrum’da olmanın sosyal medyada veya sosyalleşmede bahsedilmesi “ayrıcalık” sağlar heyecanı ve reklamı içerisindeyiz. Fakat gerçek hiç de öyle değildir. Magazin programlarının etkisini ve popüler kültürün ası olmak böyle bir şey galiba…

Kötülemek veya karalamak değildir amacımız. Dedik ya Bodrum’un ve Halikarnas Balıkçısı’nın suçu değildir bu bahsettiklerimiz. Ama insan oraya gidince de okuduğundan oluşan hayallerindeki yeri de görmek istemiyor değil.

Sakinlik ve saflık hep huzur verir. Beyaza bürünmüş  taşların bir bir çoğalması ile oluşan betonlaşma topraktan eser bırakmamıştır. Tek sevindirici olansa imar yasasının yüksek kat izni vermemesi ve tek tip yapıların karar altında resmiyet kazanmasıdır.

Ama şunu da söylemek mümkün;  bu kadar olumsuzluğu hala taşıyıp kendisini bir doğal görüntüsüne kazandırmaya çalışan hali de Bodrum’u daha anlamlı kılıyor. Yaşanmışlıklar, ilhamlar, ihtişamlı duruşu hala üzerinde duruyor. Sabahları özlediğiniz Bodrum’u görür gibi oluyorsunuz. Bir de kışın.

Bunları anlatırken hala konumuza giremedik. Bodrum’da kaldı aklımız. Kalbimizde…

O kadar büyük ve emekçi bereketli bir yer ki herkese kucak açmasını biliyor. Tek başına milli sermayeye, sermaye katıyor. Binlerce tesis ve milyonlarca misafirini de memnun etmek için elinden geleni de yapıyor. Kalabalık olmasına rağmen gökyüzü o kadar duru ki yıldızların parlaklığını ve yakınlığını hissedebiliyorsunuz. Simsiyah bir gök ve parlak yıldızlar “dilek tutmamızı” buyuruyor gibiler.

Denizi bir harika gerçekten… Milyonları serinletiyor, eğlendiriyor ama yine de ne bir kirlilik ne de bir bulanıklık yok. Dalgasız bir denizde dipten giderken kendinizi deniz içinde balıklarla birlikte yaşar gibi hissediyorsunuz. Sürüler halinde balıkları görüyor ve aynı “Avusturalya Penguenleri” gibi insanlara alışıklar. -Gerçi şuan  “Avusturalya Penguenleri” insanlardan kaçtılar- Serin bir rüzgâr yüzünüzü okşarken kavurucu sıcağın da etkisini azaltmaya çalışan bir doğal klima gibi çalışmakta.

Siz bu yazdıklarımın hayalini kurun ve kendinize biraz zaman ayırın. Gerisini yaşamak isteyenler Bodrum’a gitsin. Gidemeyenler de başlattığım hayali kendileri doğaçlamayla yaşamaya çalışsınlar.

Kale Grup’un, Bodrum’da hatırı sayılır yatırımları mevcuttur. Bodrum merkezin ortasından geçen yolun sağında ve solunda yatırımları ve Bodrum’a katkılarını görebilirsiniz. En son yaptırdığı Depolama yerleri Bodrum’un siluetine hiç zara vermemiş ve sanki yıllardır orayla özdeşleşmiş gibi durmaktadırlar. Firma sahibi Ümit Bey’in bir telefonuyla işe koyulduk. Ne kendisi bizi görmüştü ne biz onu… Fakat yıllardır birbirimiz tanır gibiydik. Anadolu insanı çabuk kaynaşır. Hepimizin yetiştiği bölgeler farklı olsa da ortak paydamız ve kültürümüzdeki kalın çizgiler bir birine çok benzer. En önemlisi de koşullarla şekillenen duygularımızdır, değerlerimizdir. Değerlerimiz aynı gibidir. Biz bize benzeriz yani…

Aldık Ümit beyden siparişleri sonrasında bir bir monte ettik. Şimdilik 20 adet yaptık oraya, olsun devamı gelecek yük platformlarının…

Gelmese ne olacak sanki. Gönlümüz mü kalacak, hatrımız mı? Hiçbiri de kalmayacak. Tek eksikliğini hissedeceğimiz misafir perverliğindeki çabası ve sohbetindeki samimiyet. Artık almak-satmak denklemimiz olmasa da bizim Bodrum’un Kalesi ve Halikarnas Balıkçısı haricinde hatırlayacağımız bir şey daha var. O da Kale Grup ve Ümit Bey.

Herkese selam ve niyazlarımı ederken Bodrum’un sembolünden bir kısas paylaşmadan da olmaz yani.

“Başkasının çizdiği çizgiden gitmek, özgürlüğüme dokunuyor. / Halikarnas Balıkçısı”

Read more

Yük Platformu Kullanımı Hakkında

Bilindiği gibi yük platformları yük ve eşya taşımak için tasarlanmış ve maksimum 10.000 Kg taşıma kapasitesi ile sınırlandırılmış bir kaldırma ekipmanıdır.

Asansör sınıfı içerisinde yer alsa da tanımı ve özellikleri ile kaldırma ekipmanı olarak sınıflandırılmaktadır.

Kontrolleri ve belgelendirmelerindeki tarifinde ise “makine direktifine” göre tanımlanmaktadır.

Yük platformlarının asansörden farkı ise; kaldırdığı “yük veya eşya taşımaya göre tasarlanmıştır” ibaresinin yanında:

  • Kabin mevcut değildir. Platformun etrafında korkuluklar olmak zorundadır.
  • Platform içerisinde kumanda yoktur. Yönlendirme butonları katlarda sabit olarak monte edilmelidir.
  • İnsan taşınmaz.
  • Yük taşımak için tasarlanmıştır.
  • Hızı 0,15 m/s’den az olmaktadır.

Bunun gibi önemli açıklamalar yapılmaktadır.

Yük platformlarında dikkat edilmesi gereken konulardan biri de platformda güvenlik tedbirleridir.

Yük platformlarının çalışma alanları İSG’ye uygun olmak zorundadır.

  • Platform korkulukları minimum 120 cm olmak zorundadır.
  • Platformun çalıştığı yere insan veya herhangi bir canlının girmesi ve tehlike oluşturmaması için etrafı minimum 120 cm duvar, sac, fence gibi koruyucu ve engelleyici alanlar oluşturulmalıdır.
  • Platform üzerine kapı konulması kesinlikle yasaktır. Menteşeli kapılar sürgülerden veya bağlandıkları mafsallardan kurtulduklarında platformlarda sıkışmalara, kazalara sebep olduğundan kesinlikle platform üzerinde kapı yapılması yasaktır. Kapı çok gerekli ise “tak-çıkar” dediğimiz hareketli korkuluklar takılmaktadır.
  • Platformdan yük indirildiğinde acil stop basılı devrede olmalıdır.
  • Eğer platform etrafı kapalı ise, platform çalışırken herhangi bir hareketli canlı veya cismin girmemesi için koruyucu ve engelleyici tedbirler alınmışsa sesli ikaza gerek yoktur. Fakat koşullardan dolayı açık alanda çalışıyorsa sesli ikaz olması gerekiyor.
  • Platformların üzerlerinde yönlendirme ve uyarı levhaları olmak zorundadır. Kapasite, yükseklik ve insan binemez gibi uyarı ve bilgilendirme levhaları olmak zorundadır.
  • Her yük platformunun kimliği olmalıdır. Üretim yılı, kapasite, seyir mesafesi, kaç pistonlu, motor gücü gibi…
  • Platform yönlendirme veya çalışma şekli iki şekilde olmalıdır. Bas gönder veya Basılı tut gönder. –taşınacak yüke veya çalışma şekline göre belirlenmektedir-

 Yük Asansörü İle İlgili Periyodik Kontrol Yönetmeliği

24 Haziran 2015 tarihinde 29396 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Asansör İşletme, Bakım ve Periyodik Kontrol Yönetmeliği gereğince asansörlerin yıllık periyodik kontrolleri A tipi akredite muayene kuruluşları tarafından gerçekleştirilmesi zorunludur. Belediyelerin sorumluluğu, kendi sınırları dâhilindeki asansörlerin periyodik kontrollerinin her yıl düzenli bir şekilde gerçekleştirilmesi için bir A tipi akredite muayene kuruluşunu yetkilendirmek ve Yük asansörü periyodik kontrollerinin gerçekleştirilmesini sağlamaktır. Bu uygulamalar tamamen kent sakinlerinin can ve mal güvenliğini sağlamak amacı ile hayata geçirilmiş ve yasal yönetmeliklerle zorunlu kılınmıştır.

Yük Asansörlerinde Periyodik Kontrol Süresi

Yük asansörünün, iş ekipmanlarının kullanımında sağlık ve güvenlik şartları yönetmeliğince kaldırma iletme makinalarının ve basınçlı kapların muayene periyodları standartları aksi belirtilmediği sürece yılda en az bir defa periyodik kontrolü yapılmalıdır.

Sonuç: Yük platformları ne kadar da asansör olarak bilinse de tanımı ve özelliği itibarı ile hidrolik kaldırma ekipmanıdır. Maalesef ülkemizde ve dünyada bu ekipman hakkında kesin ve net bir sınıflandırma ve açıklama olmamaktadır. İnsan taşımaması sebebi ile yük platformları her ne kadar asansörden ayrılsa da İSG uzmanları veya periyodik kontrol elemanları ellerinde bir veri veya yük platformu hakkında uzun uzadıya açıklayıcı materyal olmadığından asansör olarak görülmekte ve işlem görmektedir.

Yük platformu ile yük asansörü karıştırılmaktadır. Yukarıda bahsettiğimiz açıklamalarla birlikte en önemli özellik de şudur. Hızı 0,15 m/s’nin altında olan yük taşıyan platformlar asansör olarak değerlendirilemezler.

Tanım çok nettir; hızı 0,15 m/s’nin altında olan ekipmanlarda insan taşınmaz, yük için tasarlanmıştır ve asansör değillerdir.

Yük platformları sürekli yük ve eşya taşıdığı için üç (3) ayda bir (1) periyodik kontrollerinin yapılması gerekmektedir.

Yazdıklarımı sıkılmadan okuduğunuz için teşekkür ederim.

Saygılarımla.

Erhan Avşar

Read more