DERNEKLERE BİR SORUM VAR

Ülkemiz her ne kadar AB standartlarını yakalayamadığı iddiasıyla AB’ye üye edilmezse de STK’ların ve derneklerin fazlalığıyla üye etmeyen ülkelerden daha fazla bir sayıya sahip. Özellikle son 10 yılda hızla gelişen bir dernekleşme STK’ların sayısının arttığı görülmektedir.

Fakat bu kadar nicel büyüme nitel büyümeyi etkilememektedir. Türkiye’de sivil toplum kavramının günümüz itibariyle yeterince gelişmediği görülse de son yıllarda dernekleşmenin hızla arttığı görülmektedir.

Dernekleşmede Son Durum

Gerek sayı gerekse etkinlik anlamında faaliyet gösteren derneklerimize ana hatlarıyla değerlendirirsek çok farklı sonuçlar elde ederiz.

Şöyle ki, Türkiye’de ki aktif yoğun nüfus hareketi birçok ülke de olmayan, hemşeri derneklerini ortaya çıkarmış ve bunlar tüm derneklerin içerisinde % 10 oranında (8.434) sayıya ulaşmışlardır.

Hemşeri dernekleri; köy, ilçe ya da üst oluşum olarak il, bazen de çok az sayıda bölge anlamında dayanışmayı sağlayarak, örgütlü bir yapıya gitmişlerdir.

Ülkemizde Mesleki Dayanışma Dernekleri (15.510) sayıca olduğu gibi etki anlamında da en büyük örgütlü sivil toplum olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu grubun içerisinde İş Adamlar Dernekleri, ülkemizin ekonomik ve sosyal politikalarının oluşturulmasına temel katkı sağladığı gibi uluslararası alanlarda da etkili olmaktadırlar.

Bölgelerimizdeki dernekleşmeye de kısaca göz atarsak, Marmara Bölgesi‘nde 28.864 dernek ve 21 milyon nüfusun dernekleşme oranı, 1 derneğe 729 kişi olarak görülmektedir. Bu bölgemizde İstanbul’da faaliyette bulunan 17 bini aşkın dernek, bölgedekilerin % 70’ ini teşkil etmektedir.

Her ne kadar dernek sayısında Marmara Bölgesi fazla görünüyorsa da, oran olarak Karadeniz Bölgesi‘ndeki dernekleşmeden (7.4 milyon nüfusa göre 1 derneğe 722 kişi  ) ile geride kalmaktadır. Bu bölgemizde 10363 dernek faaliyetini sürdürmektedir.

Ege Bölgesi‘nde 7829 dernek ve 9.9 milyon nüfusun, dernekleşme oranına baktığımızda, Türkiye ortalamasının üstünde olduğu ve 1 derneğe 799 kişi düştüğü görülmektedir. Bu bölgemizde İzmir toplam dernek sayısının 1/3 ünü ev sahipliği yapmaktadır.

İç Anadolu Bölgesi‘nde de Ankara, bölgedeki dernekleşmenin ana omurgasını oluşturmakta, 15.218 derneğin % 50’si başkentimizde faaliyet göstermektedir.

Doğu Anadolu Bölgesi, 6.170 milyon nüfus, 3812 dernek ve 1 derneğe 1619 kişi oranı, Güneydoğu Anadolu Bölgesi‘nde, 3055 dernek ve toplam 6.800 bin nüfusa düşen dernekleşme oranı, 1 derneğe 2226 kişi, ile örgütlenmenin en az olduğu iki bölgemizdir..

Bölgelerimizdeki farklı düzeyde örgütlenmeyi, sosyal ve kültürel yapı, ekonomik durum, eğitim seviyesi gibi unsurlar etkilemektedir.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde olduğu gibi, yüz ölçümüne göre yoğun nüfusa rağmen, bölgedeki sosyal hayat düzeyi, ekonomik durum, aşırı göç, eğitimin durumu bölgedeki örgütlü toplum bilincinin diğer bölgelere göre çok yavaş olmasına sebep olmuştur.

SEKTÖRÜMÜZDE DERNEKÇİLİK

Her şey böyle güzel hoşken sektörel bir STK sorunu karşımıza çıkmaktadır. Bölgesel ve çevresel derneklerin yoğun olduğu bir ülkede sektörel derneklerin sayısı oldukça azdır. Az olmasının ötesinde nitelik ve işlevsel olarak bir sorun yaşamaktadırlar.

Daha önce yazdığımız dergilerde bu konuya yine değinmiştik fakat bazı STK temsilcileri “aşırı tepki” göstermişlerdi.

Yine söylüyoruz, sektörü komple kucaklayacak bir dernek ve STK maalesef yok. Vinç ve Platform sektörü öksüz evlat muamelesi görmektedir. Var olan dernekler konuya ve sektöre çok uzaklar. Gerekçeleri “kadro ve katılım sıkıntısı” deseler de aslında dernekler ve dernek yöneticileri maalesef bulundukları konumu çok idrak etmişlerdir diyemeyiz.

Dernekçilik ülkemizde “tabela örgütlenmesi” çizgisini maalesef aşamadı. Sektörel dernekler, dar, konuya uzak, sekter yapılardır.

Sorunlar her gün büyümekte fakat platform ve vinç imalatçıları ve platform – vinç kiralama işi yapan firmalar ve operatörler maalesef tabiri caizse “kadere 45” bir durumdalar.

Sektörel derneklerde bir rant kavgası var. Bazıları kendi içlerinde kurdukları “gelir merkezleri”yle aşırı bir gelir elde etmekte ve ne hikmetse bir o kadar da gider yapmaktalar.

Bazı derneklerimiz ise “zenginler kulübü” modunda, “paran varsa gel üye ol” efeliğindeler. Sadece böyle de değil bu dernekler istedikleri yasaları kendilerine uygun gelecek revizyonu uygulayıp “büyük kapıları” aşındırmaktalar.

Sektör bir sahipsizliği ve örgütsüzlüğü yaşamaktadır. Dağınık ne yaptığını bilmeyen bir durumda olan sektörümüzün her geçen gün sayısı artmakta fakat beraberinde sorunları da büyümektedir. Gel gör ki bu sorunların ucundan tutacak bir dernek veya STK maalesef yok. Bu gidişle de olmayacak.

Bu yazdıklarımıza kızan sayın dernek yöneticilerine diyorum ki size tek bir sorum olacak.

Eğer bunu cevaplarsanız benim yazdıklarımın altının boş olduğunu herkese kendim söyleyeceğim. Eğer sektörün derneği iseniz ve sektörün hepsini kucakladığınızı iddia ediyorsanız sizce ülkemizde kaç “platformcu veya vinçci var”?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir